Büyükadadan Küçük Kareler
Pazar tatil günüdür, yatma günüdür demedim, kendini santa doğaya, ve bilumum entel danterl faaliyete adamış bir insan olarak her şeyden önce içinde yaşadığım topluma sorumluluğum yerine getrimek kaygısıyla – kendim için yaptıysam survivor adasına düşeyim- vurdum kendmi yollara. İstikamet Adalar.
Kargalar kahvaltınlarını yapmadan otobüsle önce kutsal topraklar Kadıköye indim. Kafamda FB şapkası ile diğer Foto meraklılarını ararken vapur geldi. Vapura binerken ansınızn iri kıyım bir arkadaş tam da vapura atlarken bir omuz koydu bana. Az kaldı düşüyotdum sulara ama atletik vücüdum sayesinde bir töekzleme ile attlatıp gemiye bindim. Bu arada bana omuz koyan hafif kel başlı ve siyah pardesülü adamı da fellik fellik arayama başladım. Foto-Guru Ali’ni cebimi çaldırmasıyla siyah padesülü adamı aramayı bırakıp geminin kıç tarafında elinde simitlerle beklemekte olan diğer fotocuları buldum.
Kısa bir tanışma faslından sonra haldır haldır martılara simit atmaya başladık. Kahvaltı yapmamış olan ben o simitleri daha ziyade çayla kendim yemek istesem de doğasever fotosever bir grup içinde bu isteğimin kabul edilmeyeceğini anladım. Ben de hırsımdan verdim fotoyu, verdim fotoyu.
Aşağıda bir adet martı fotosu var. Şimdi bu fotoda amaç kuşun doğallığı, özgürlüğü ile arkadaki demirden çirkin konteyner gemisini beraberce karelemek bir duygu hezeyanı oluşturmaktı. Fakat gördüğünüz üzere başarısızlık diz boyu. Her ne kadar bigisyarda kadraj faciasını gereksiz detayları kesip, ilgili kısmı büyütsem de yine de foto amaçsız kalmış. Olmamış....Olmamış.....

İçim kanağlayarak simitleri martılara yedirirken ekipe bir siyah pardesülü adam olduğunu görünce kıllandım. Bu zat-ı muhtemem forumlarda GS’li olarak tanıdığım Taylan’dan başkası değildi. Kendisi de benim şapkamdan dolayı vapur giriişinde bana omuz atan şahıstı. Yok canım kazara oldu görmedim dese de ben inanmam! Hayatta kanmam! Neyse spor dostluk barıştır deyip konuyu kapattık.
Adada kısa bir çay faslı ve ülke nereye gidiyor, insanlar niye böyle manyak, ne oalcak bu F.Bahçe’nin hali konulu genel tartışmadan sonra kendimizi ola vurduk. Foto-guru Ali önde kalan ekip arkada yürürken bir kişi hariç herkesin harala gürele fotoğraf çektiğini fark ettim. Yusuf bu fotoğraf etkinliğine gelirken fotoğraf makinesini evde unutmuş, kalemim yok silgim yok sınıffta kaldım haberim yok tadında dolaşıyor ve çitlek çitliyordu.
Kendisinin fenerli olduğunu öğrendiğim için çok üstüne gitmedim tabi. Ama Yusuf ısrarla çekirdekleri ekibe dağıtmaya başlayınca herkes manyakça bir içgüdüyle makineleri bırakıp çekirden çitlemeye başladı. Sinir krizi geçirme noktasına gelince çekirdekler bir çöp kutusuna döküp yola devm ettik.
Bu arada Adada ne kadar kedi varsa, Turist insan zengin insandır bize de bir şeyler verirler yiyecek düşüncesiyle çevremizi sardı. Lakin biz sanatçı insanlar olarak maddi zevkleri aşmış kişilerdik. Kedilere yemek vermek yerine onları fotoğraflıyarak sonsuza kadar kayıt altına aldık ki asıl önemli olan da buydu.
Aşağıda işte böyle bir foto var. Zavallı kedi çöpün içinde yiyecek bakarken, duyarsız duygusuz bencil iki insan –üstelik bir tanesi siyah perdesü giyiyor- arkasını dönmüş yürüyor. Bu duyguyu vermek istediğim fotoğrafta da başarız oldum. Kadraj ve odağı düzgün yapamayınca saçma bir fotoğraf çıktı.

Bir diğer aç kedi fotosu da altta. Bomboş sokakta zavallı bir kedi resmetmek istedim ama derinlik falan yine olmamış. Anlatmak istediklerimi anlatamadığım bir fotoğraf daha!!!

Adada kedi yok sadece. Bolca fayton ve at da var. Tabi davrandık makinelere ama ne fayda. Manasız at fotoğrafları çıktı ortaya. Aşağıda bir simetri ve iki renk yakalamak istesem de sadece iki adet at yakalamışım o kadar....

Manasız at fotoğraflarına devam. Bu resimde iki at var, biri güsel diğeri çirkin ve zayıf. Ve tel sanki güsel atın tutsak olduğu imajını veriyordu. Yani öyle olması gerekiyordu. Çektik fotoyu baktık ama anlatmak istenilenden eser yok. İki at var işte, bakınıyorlar.

Ve gün başarısız fotoğraflar ama yeni dostluklarla bitti. Demek ki neymiş? NTV deki o anlar tadında fotoğraflar çekmek bize hayalmiş. Ben en iyisi paparazzi olayım...

